Haberler

Akif’i Anlamak

/ Genel Başkandan / Yazdır
Bu haber 23,294 defa okundu
Akif’i Anlamak
Bugün merhum vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy'u ebediyete irtihalinin 79'uncu yılında anıyoruz.

Merhum Akif, milletimizin vahim ve acıklı günlerinde, bütün dert, felaket ve acıları ruhunda yaşamış, derinden hissetmiş gönül fedaisidir. Kuşkum yok ki, Akif, yakın tarihimizin en büyük şairlerinden birisi, en tavizsiz mücadele ve dava insanlarından önde gelenidir.
O ki, özü sözüne uygun bir ahlak kahramanı, bir fazilet ve cesaret kalesi olarak emperyalizme düşman kesilmiş, haksızlığa ateş püskürmüştür. Büyük şairimiz, vatanımızın ızdıraplı ve hazin dönemlerinde mısralarından volkan gibi patlamış, Türk milletinin hislerine tercüman olmuştur.
 Akif'in reddettiği, ağır eleştiri yönelttiği ne varsa şimdilerde övülmekte, baş tacı yapılmaktadır. "Akif ‘bu şafaklarda yüzen al sancak sönmez' diyor, birileri bağımsızlığımızın sancağını indiriyor, çiğnetiyor" .
 Zulmü alkışlamayan, zalimi asla sevmeyen Akif; gelenin keyfi için geçmişe sövmemiştir. Peki bugün, zulüm ve zalim alkışlanmıyor mu? 
Akif, ‘ecdadımıza saldıranı boğarım, hiç olmazsa yanımdan kovarım' diyor. Peki, geçmişle yüzleşme adına ecdat yargılanmıyor mu?
 ‘Hak namına haksızlığa ölsem tapmam' diyen Akif'e, kendi yarattıkları sanal düşmanlarla uğraşan haksızlık simgeleri ne diyecek, yüzüne nasıl bakacak? 
Muazzam bir millet sevgisi ve iman gücüyle kaleme alınan İstiklal Marşı'nın ıslıklanmasına hizmet edenler Akif'in emanetini anlamayanlardır. Akif ‘korkma' diyor, birileri bir avuç soysuzun karşında tir tir titriyor. 
Akif ‘bu şafaklarda yüzen al sancak sönmez' diyor, birileri bağımsızlığımızın sancağını indiriyor, çiğnetiyor. Akif hangi çılgın bana zincir vuracakmış diyerek kükrüyor, boynuna esaret tasması geçirenler damgalı ve kanlı katillere özgürlük vaat ediyor. 
Akif; "ne irfandır veren ahlaka yükseklik, ne vicdandır; fazilet hissi insanlarda Allah korkusundadır diyor, birileri bu korkuyu tanımıyor. "Sen! Ben! desin efrad, aradan vahdeti kaldır; milletler için işte kıyamet o zamandır dese de, yazık ki ne anlayan, ne idrak eden görülüyor.
 Akif'in; "post üstüne hem kavgaların hepsi nihayet; hala mı boğuşmak? Bu ne gaflet, ne rezalet! seslenişi saraylardan duyulmuyor. 
13 Kasım 1919'da bakınız ne demişti büyük insan: "Ey yolcu, uyan! Yoksa çıkarsın ki sabaha: Bir kupkuru çöl var; ne ışık var, ne de vaha! Vefatının seney-i devriyesinde istiklalimizin manzum ve sembol ismini saygıyla, rahmetle ve şükranla yad ediyorum.